27 Mart 2014 Perşembe

AŞKIN HİKAYESİ 1



                      Parmağımın ucunda binlerce kum tanesi savrulmuştu vurunca dalgaların yaladığı yengeç yuvalarının kubbelerine. Nasılda sıcak hava,ter içimin yangınıyla beraber su gibi boşalmakta.Amaçsız adımlarım nereye gittiğini bilmeden,kızgın vede kırgın çarptığım kapıdan var gücü ile uzaklaşmakta. İki kat daha derine batıyordu ayaklarım gözlerim  gibi nemli kumlarda
ve tortu tortu çöküyordu yüreğim.
                          Bir tek Martıları tanıyordum , başımın üstünde uçan kanatlarını durmadan çırpan. Diğer kuşların hepsi yabancıydı ortalıkta sağa sola kaçışan.
                          Böyle miydi rüyaların bitişi,ya da bu kadar hızlı mıydı, bir var ,bir yok gibi geçişi.Kendimi tehdit ediyordum.
sen bunu hakketme din,yalnızca sevdin,senden iyisini bulacaksa bırak,sil gitsin.. Bütün vazgeçmişlik kelimeleri yüreğimden dilime, dilimden kulaklarıma ve yeniden yüreğime kısır bir döngü gibi her nefeste beni bitirsin.
                         Kaç saat olmuştu gidişim sensizliği yükleyip bensizliğime, Adımlarım ne kadar uzağa taşımış,iyilik yapmışlardı bedenime.Belki dönüşü olmayacaktı bu gidişin,belkide ilk defa sahici olacaktı ölümüne seviyoruz derken bu kadar basit sıradan bir bitişin.Çınlayan sözlerin kulaklarımda,nasıldı yüklüydü kelimeler de nefretin.Ya masum bir anı olacaktı yada bu destansı aşkın kurşun yemiş sol yanı olacaktı.
                         Bu ne daraltıydı göğüs kafesimde,bir volkanın patlama öncesi sancıları vardı,kızgın, alev topu.Şimdi bitsin diyorum atmosferdeki oksijen,doğmasın sensiz günüme güneş, 
yıldızlar kayıp olsun gözlerinin karasında benim gibi,denizler tuzundan,bedenler canından ayrılsın.Yağmurlar yeryüzünden 
bulutlara yağsın.Biz ayrıyız ya .Hiç bir birliktelik kalmasın.
Oysa ne güzeldi senin ilk bakışın gözlerime,Boğazıma kaçan büyük lokma gibi yutkunamayışım.Ruhumun bedenimden ilk kaçma telaşı...    DEVAM EDECEK 27 mart 2014 1
                      

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder