19 Mart 2013 Salı

BİR AŞK HİKAYESİ

TA
 TANZANYA  DARÜS SELAM



BİR AŞK   HİKAYESİ


bir aşk hikayesi bu
kimsenin mutlu olmadığı.
bir aşk hikayesi
aşıkların sahipsiz.
aşklarının
hazanda yapraklar gibi
başı boş dağıldığı.

bu akşam
tüm fırtınalar benim gönlümde
halatlarını kopartıyor gemiler
katran karası  kan ciğerlerimde.

zehir zıkkım gibi
şimdi seni içiyorum,
zerre zerre yakıyorum
pişmanlıklarımla kendimi.

seni bana vermediler
iç içebildiğince yalnızlığı
bu sevdayı bilmediler
sev sevebildiğince ayrılığı

seni her sabah 
çiçekli balkonumuzdan
dakikalarca seyrederdim.
kısarak gözlerini  bakınca bana
dünya bir yana ,sen bir yana
çaresiz kendimden geçerdim.

tek hayat kaynağım sendin
yediğim içtiğim.
duyduğum gördüğüm
bildiğim ,bilmediğim.
hayata dair tüm anlamım sendin

seninle yürüyebilmek için
kaçırdığım derslerim.
hayalimden çıkmayan
çivi gibi delen gözlerin

ilk tutuşumu elini
ürkek gözlerle kontrol ederken
görmesin diye kimse
ve  o anda yitirdiğim dengemi

gül yanaklarında 
gezinirken dudaklarım
tek başıma dünyayla
başa çıkardım.

şiir tadında sevdim seni
destanların hiçbir
anlatamadı bizi.

ölüm bizi ayırana dek
çoktan and olmuştu
başımıza gelecekleri bilir gibi
ağzımız bu kelime ile dolmuştu.

delikanlı çağımızın doyumsuz yanlarını
çocuk kalbimizle beslemişitik
hesaplamadığımız rüzgarları
gençliğimizde üstü üstüne
ölümü yaşatan darbelerle yemiştik.

mecburdum gitmeye
ayrılık iklimi vardı mevsimde
hangi ünüversitenini hangi yurdunda
hasrete tutsaklık vardı kaderde.

çok geçmedi aradan
koşarak gelişim
hasretine dayanamadan.

ne heyecan
yine çiçekler içinde
daynmıştı yüzüm 
balkonun demirine.

bir kalabalık,bir telaş.
gelen giden.
her sabah seni beklediğim 
evin önünde
sabırsızlığama yenildiğim.

eyvah
yıkılıyor dünya
kıyamet kopuyor
bu girdap yalnız benimi
kahpece içine çekiyor.

kör olun gözlerim
sesleri duymayın kulaklarım.
kalbım pompalama hırçın kanı
yaşamak istemiyorum bu anı

ne  de güzeldin
melek görünüşlü,
yalan sözlü
iki yüzlü sevgilim.

sen beyazlar içinde
gelin olmuşsun.
beni kefene
ilk ayrılıkta sokmuşsun.

kimin koluna girceksin?
kimin için?
hangi amaca,
bana ait ömrünü vereceksin?

tokmaklar davul yerine
beynime inmekte
söyle bana, söyle
bu dünyada benim kadar seni
deli devane kim sevmekte?

adımlar ilerlerken 
o ,o yabancıya
kalbimde ayak izlerin
anıları çiğneyecek acıta acıta.

açın müziği
sezen çalsın " seni bana vermediler,
fatih söylesin.
"gitti ah gecelere bel bağlamak faydasız.
ahmet isyan etsin
"müjgan şenlik dağıldı,
bir acı yel kaldı ortada mahsun.
çalsın,çalsın.
ömrümü bu vijdansızlığın 
çalsın.
bu umursamazlığın.

kim söylerse söylesin
artık benim değilsin.

bir hikayemiz vardı 
yarım yamalak
bir hikayemiz vardı 
ne anlamlı nede ahmak.

şimdi ne kadar boş geliyor.
seni öyle seyredişim
ağlamaklı gözlerinde
yalvaran  eriyişin
yüreğimin közünden
ateşimi  söküşün.

ne safmışım
hiçbir şey sormayıp
dinleyip anlamadan
senden nefret edişim.

hiç haberim olmadı
babanın zorlayıp sövdüğü
söylediği kişiyi istemeyince
sabahlara kadar dövdüğü.

nereden bilirdim sahipsizliğini
ben gidince
dört duvar arasında ,
bir resmimle başbaşa kaldığını.

yırtarcasın çeperlerini kalbimin
af diliyorum senden.
 böyle bırakıp gittiğim için
inan nasıl yanıyor içim .
pişmanlığımdan için için.

gitmeseydim
seni ayırmasaydım 
kalbimin görüp
sonunu göremeyen
zavallı gözlerimden.

şimdi her düğünde
bir sevgili
ayrlık adımları ile yüreğimi ezer
sanki hepsi bizim kaderimiz
bir çaresizlik  hislerimi,
bir bezginlik bedenimi tarumar eder.

bir aşk hikayesi bu
kimsenin mutlu olmadığı.
bir aşk hikayesi
aşıkların sahipsiz.
aşklarının
hazanda yapraklar gibi
başı boş savrulduğu.

yasin pamuk
19.03.2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder